Sculpture
Heykellerimde yalnızlık, karanlık ve kaçış konularına odaklanıyor, tüm bu temaları eserlerimde tek bir formda yansıtıyorum. Heykellerime özellikle kulak yapmıyorum. Eserlerimin yabancı bir hikâye dinlemesini istemediğim gibi her hikâyenin yaratıcısı ile öleceğine inanıyorum. Bu nedenle de eserlerimi kalıp kullanmadan bir defaya mahsus yapıyorum. Ürettiğim sanat eserlerimde eserin manifestosuna önem veriyor ve edebiyatın gücüyle eserlerimi bütünleştirmeyi seviyorum.

Manifesto: Taşlar ve Hapishane: Varoluşun Şiiri
Bu demir kafeste, beş taşın sessiz ve düşüncesiz varlığını, insanlığın felsefi bir öyküsünü anlatır.
Manifesto: Taşlar ve Hapishane: Varoluşun Şiiri
Bu demir kafeste, beş taşın sessiz ve düşüncesiz varlığı, insanlığın felsefi bir öyküsünü anlatır.
Taşların Metaforu: Varoluşun Basitliği ve İnsanın Doğası
Demir kafesteki taşlar, varoluşun basitliğini temsil eder. İlk insanlar taşlarla başladı; doğanın ve evrenin sadece bir parçası olarak. Ancak, zamanla karmaşık düşünceler ve toplumlarla bu basit varoluş, demir kafesin içinde kendini bulur.
Demir Kafes: Felsefi Sınırlar ve İnsanın Zamanla Şekillenişi
Demir kafes, insanın felsefi sınırlarını simgeler. İnsanlık, bilgi, güç ve teknolojinin getirdiği sınırlamalar içinde evrildi. Ancak bu sınırlamalar, insanın içsel özgürlük arayışını bastırmaz, aksine daha derin bir düşünceye ve varoluşsal arayışa yol açar.
Hapishanede Sessiz Çığlık: Edebiyatın Gücü ve İnsanın Duygu Dünyası
Hapishanedeki taşlar, sessiz bir çığlık gibidir; edebiyatın ve duyguların ifadesinde yatarlar. İnsanın iç dünyası, hapishanenin soğuk demirine çarparken, edebiyat bu çığlığı özgürleştirir. Metaforlar aracılığıyla, eser izleyiciye düşünce ve hissiyatın derinliklerine indirme çağrısı yapar.
Özgürlük: Sanatın Dönüştürücü Gücü
Sanat, demir kafesin içindeki taşları özgürlüğe doğru bir dönüşüme çağırır. Eser, insanın kendi sınırlamalarını aşma arzusunu ve sanatın bu dönüştürücü gücünü vurgular. İnsanlık, sanatla kendi hapishanesinden çıkma potansiyeline sahiptir.
Varoluşun Şiiri: Hapishanedeki Taşların Dansı
Bu manifesto, demir kafeste hapsettiğimiz taşların varoluşun şiiri olduğunu iddia eder. Sanat, insanın evrimini, içsel sınırlamalarını ve özgürlük arayışını dans eden taşların hikayesi olarak sunar. Manifesto, izleyiciyi düşünce, his ve varoluşun derinliklerine davet eder.

Manifesto: Düşüncelerin Tellerle Bağlı Dansı
Bu tablo, büyük bir kafanın etrafında demir tellerle bağlı 80 küçük kafayı gösterir. Bu eser, bireyin içsel düşüncelerinin ve bağlamın karmaşıklığını temsil eder.
Büyük Kafa: Toplumsal Normlar ve İdeoloji
Büyük kafa, toplumun genel normlarını ve ideolojilerini temsil eder. Ancak, demir teller, bireyin bu normlarla sıkı bir şekilde bağlı olduğunu gösterir. Büyük kafa, toplumun etkisi altında olan bireyi simgeler.
Demir Teller: Toplumsal Baskı ve Düşünsel Kısıtlamalar
Demir teller, toplumsal baskının ve düşünsel kısıtlamaların simgesidir. Bireyin düşünce özgürlüğü, bu tellerle sınırlanmıştır. Ancak her bir tel, bireyin düşüncelerinin karmaşıklığını ve direncini temsil eder.
80 Küçük Kafa: Bireysel Düşüncelerin Çeşitliliği ve Zenginliği
Her bir küçük kafa, bireysel düşünceyi simgeler. Bu kafalar, birbirinden bağımsızdır, ancak aynı zamanda demir tellerle birbirine bağlıdır. Bu durum, bireylerin kendi düşünce zenginliklerini korurken, toplumla olan bağlarını gösterir.
Düşüncelerin Dansı: Sanatın Düşünsel Serüveni
Bu eser, düşüncelerin demir tellerle bağlı bir dansını yansıtarak, sanatın düşünsel serüvenini gösterir. İzleyici, bireyin içsel zenginliği ve toplumsal bağları arasındaki dengeyi düşünmeye davet edilir.
Düşüncelerin Özgürleşmesi: Sanatın Aydınlatıcı Gücü
Tablo, demir tellerin bireyin düşüncelerini sınırlayabileceğini, ancak sanatın bu sınırları aşabileceğini vurgular. Düşüncelerin özgürleşmesi, sanatın aydınlatıcı gücüyle mümkündür. Eser, izleyiciyi kendi düşüncelerini keşfetmeye ve özgürleştirmeye yönlendirir.

Manifesto: İnsanlığın Yaralı Portresi
Bu eser, cinsiyeti belirsiz bir yüzü gösterir; çekici ve çirkin öğelerin bir araya geldiği, bozulmuş bir portre. Yüz, demir teller ve sarmal göğüsle bir bütün olarak insanlığın yaralı portresini temsil eder.
Belirsizlik ve İnsanlık: Yüzün Anlamı
Bu yüz, kadın ya da erkek olmadan belirsiz bir cinsiyeti yansıtır. Bu belirsizlik, cinsiyetin sınırlayıcı etiketlerinden arınma arzusunu ifade eder. İnsanlığın karmaşıklığını ve çeşitliliğini vurgular.
Demir Teller ve Parmaklık: Düşünce ve İfade Kısıtlamaları
Göz çukurlarının üstündeki demir teller, düşünce ve ifade kısıtlamalarını simgeler. İnsanlığın içsel dünyasını sınırlayan bu teller, diğer eserlerdeki demir kafes ve demir tellerle bağlı kafalarla paralellik gösterir.
Bozulmuş Ağız: İfade ve İletişim Zorlukları
Ağzın sağa çekilmiş ve demir tellerle kapatılmış hali, ifade ve iletişim zorluklarını simgeler. İnsanlığın içsel acılarını ve iletişimdeki bozuklukları yansıtarak, sanatın duygusal bir dilde anlatım gücünü vurgular.
Sarmal Göğüs: Deforme Olmuş İnsanlık
Deforme olmuş sarmal göğüs, insanlığın içsel zorluklarını, çatışmalarını ve deformasyonunu temsil eder. Bu deformasyon, toplumsal normlara uymak adına yaşanan içsel çatışmaların sonucudur.
Birleşen Manifesto: İnsanlığın Çeşitliliği ve Yaralı Güzellik
Bu manifestoda, diğer iki eserle birleştirilerek, insanlığın çeşitliliği ve yaralı güzelliği vurgulanır. Demir kafesler, teller ve deformasyonlar, insanlığın içsel sınırlamalarını ve çatışmalarını anlatır. Sanat, acıyı ve güzellikleriyle insanın derinliklerine dokunur, izleyiciyi düşünce ve empatiye çağırır.

Manifesto: Estetik Beton ve İnşa Edilen Toplum
Bu eser, büyük bir kafanın beton halde tasvirini sunarken, üzerinde devam eden inşaat, demir ve tahta iskeletlerle estetik kaygıların toplumu nasıl etkilediğine dair bir mesaj ile doludur.
Estetik Beton: Toplumun Yüzü ve Estetik İdealizasyon
Büyük beton kafa, toplumun yüzünü temsil eder. Ancak, bu yüz estetik kaygılar ve idealizasyon altında sertleşmiş, betonlaşmış gibi gözükür. Estetik değerlendirmelerin toplumu nasıl şekillendirdiğini ve sınırladığını simgeler.
İnşaatın İronisi: Estetik İdealizasyonun Sürekli İnşası
Üzerinde devam eden inşaat, tahta iskeletler, toplumun sürekli estetik idealizasyonunun devam ettiğini gösterir. Bu iskeletler, toplumun yapılandırılmasında estetik değerlerin nasıl belirleyici olduğunu yansıtarak diğer eserlerdeki demir kafesler ve tellerle bağlı kafalarla bağlantı kurar.
Toplumsal Beton: Estetik Beton ve Düşünsel Betonlaşma
Büyük kafa, toplumun estetik betonlaşmasını simgeler. Aynı zamanda, düşünsel betonlaşma ve sınırlamaların da bir yansımasıdır. Diğer eserlerdeki demir kafesler ve göğüs deformasyonuyla birlikte, bu eser insanların hem düşünsel hem de estetik sınırlamalara maruz kaldığını vurgular.
İnşa Edilen Estetik: Sanatın Gücü ve Sorgulama
Sanat, inşa edilen estetiği sorgulamanın gücünü temsil eder. Bu eser, diğer üç eserle birleştirilerek, toplumsal normlara ve estetik ideallere karşı bir çıkışı simgeler. Sanatın özgürleştirici gücü, estetik betonun altında yatan insan gerçekliğini açığa çıkarır.
İnsanlığın Karmaşıklığı: Yaralı Portre ve Varoluşun Şiiri ile Buluşma
Bu manifestoda, dört eser bir araya gelir ve insanlığın karmaşıklığını anlatır. İnsanlar, estetik kaygılar, düşünsel sınırlamalar ve içsel çatışmalarla mücadele eder. Sanat, izleyiciyi düşünce, duygu ve varoluşun derinliklerine çağırarak, toplumun karmaşıklığını bir bütün olarak anlamaya davet eder.

Manifesto: İlk Günahın Var Edilmesi
Bu eser, Havva’nın elindeki örgü şişlerini kullanarak Ademi cezalandırdığı dramatik bir tabloyu sergiler. Bu sahne, insanlığın başlangıcındaki günahın sembolik bir anlatımıdır ve diğer eserlerle derin bir bağlantı kurar.
Havva’nın Elindeki Örgü Şişleri: Kadınlık ve Güç
Havva’nın elindeki örgü şişleri, yaratıcılığın sembolüdür. Ancak bu sefer, örgü şişleri gücün, kontrolün ve başkaldırının araçları olarak kullanılır. Havva, kendi iradesini ve yaratıcılığını ifade ederek Adem’e meydan okur.
Adem ve Elma: İlk Günahın Sembolü
Adem’in ağzındaki elma, ilk günahın sembolüdür. Bu eser, Adem ve Havva’nın cennetten kovuluşunu temsil eder. Elma, bilgiye duyulan arzuyu ve yasak meyveyi simgeler. Havva’nın eylemi, bilgiye açlığın ve başkaldırının bir ifadesidir.
İnsanın İçsel Çatışması: Yeniden Doğuş ve Evrim
Adem’in başına saplanan şiş, içsel çatışma ve günahın bireyin düşünce dünyasına nasıl etki ettiğini simgeler. İnsanın içsel hapishanesi, günah ve düşünce arasındaki karmaşıklığı yansıtır. Bu eser, bir başlangıcı değil, insanlığın sürekli evrimini temsil eden bir dönüşümü anlatır.
Diğer Heykellerle Birleşen Tema: İnsanın Çeşitliliği
Bu eser, diğer dört heykelin temalarıyla birleşir. Demir kafes, düşünsel kısıtlamaları; 80 kafa, düşünsel çeşitliliği; yaralı portre, içsel çatışmaları ve deformasyonu; estetik beton, toplumsal normları ve idealleri temsil eder. Panorama, bu çeşitlilikte bir bütünlük oluşturur.
Son Manifesto: İnsanın Panoraması ve Sanatın Yeniden Yaratıcı Gücü
Bu manifesto, beş eseri birleştirerek insanlığın panoramasını ve evrimini anlatır. İnsanın içsel çatışmaları, kültürel etkileşimleri, dayatılan estetik kaygıları ve Adem-Havva mitinin sonunu vurgular.
Sanatın yeniden yaratıcı gücü, insanoğlunun evriminde bir itici güç olarak kullanılırken evrim sürecinde nasıl rol oynadığını yansıtır.